Nis 19, 2015

Ve filizler… (Bülten 17)

Categories: Tags:
Gökçeada

Geçen haftaki turumuzda 992 km yapmış, yaklaşık 16 saat araba kullanmışız. Bu aslında bana az göründü genelde bir seferde 1500 km’leri hep buluyorduk. Sonra aklıma feribotta geçen zaman ve yol geldi, tabii onlar bu sayılara dahil değil.

Mutlu Keçiler Çiftliği, Gökçeada
Mutlu Keçiler Çiftliği, Gökçeada

İlk hedef Gökçeada idi. Ada, yıllar evvel ucuz ama oradan çıkarılamayan doğal beslenmiş hayvanların eti ile anılırdı. Yıllar geçip bir çok şeyi değiştirdi, artık her türlü ticarete açık olan Ada’da büyük zincirlere de giren birkaç organik üretici var. Bizim ziyeret sebebimiz ise onlardan biri idi aslında. İlk bakışta hem Ada’da hem de başka bölgelerde üretim yaptığı, kendi keçi çiftliği, zeytinyağları ve diğer ürünleri de olduğu için küçük olmadığı izlenimi veriyor. Ancak ziyaret edince gördük ki sadece iki peynir teknesi ile sınırlı miktarda üretim yapan bu tesis, Ezine ve diğer ulusal peynir üreticileri ile karşılaştırıldığında hiç de büyük değil, ve hatta tam da bizim hedefimizdeki ölçekte. Az sayıda ama konusunda uzman ve belli ki işini severek yapan çalışanı ile de artizan üretim yapıyor denilmesini hak ediyor. Buradan organik sertifikalı peynirlerimiz, ve çeşitli başka ürünler yakında sitede yer alacak.

Bayramiç Taş Değirmen, Mustafa Ülgen
Bayramiç Taş Değirmen, Mustafa Ülgen

Bu su zengini (7 baraj varmış) ama başıboş keçiler sebebiyle olması gerekenden daha çorak görünüşlü Ada’dan mutlu olarak ayrıldıktan sonra rotamızı Bayramiç’e çevirdik. Bayramiç’in köylerinde başta buğday olmak üzere atalık tohumları (sarı buğday, karakılçık, kızıl buğday, kavılca ve zernik) hiçbir kimyasal ilaç ya da gübre kullanmadan yetiştiren Mustafa Bey ile tanıştık. Mustafa Bey, buğdayları bir arkadaşı ile ortak olarak işlettikleri elektrikle çalışan ancak devri düşürülmüş taş değirmende öğütüyor. Mustafa Bey ile çeşitli kereler yollarımız kesişmiş, hatta geçen yıl bu zamanlarda tohum takas şenliğinde, ardından da Buğday Derneği’nin ev sahipliğindeki IFOAM (International Federation of Organic Agriculture Movements) – Dünya Organik Kongresi ön oturumlarında tanışmıştık. Ancak hiç uzun sohbet edecek fırsatımız olmamıştı. Atalık tohumlar ve unu bizi sevindirmekle beraber en çok heyecanlandıran ise onun ormandan toplayıp kuruttuğu Şantarel mantarı (cantharellus tubeformis) oldu. Çok az miktardaki bu mantarı yanımızda getirdik, sitemizde bulabileceksiniz ancak fotoğraflar ve yazıların tamamlanması biraz zaman alacak. Eğer ayırtmak isterseniz beklemeden bize yazın lütfen.

Değirmenden sonra bu sefer de doğada beslenen hayvan konusunu incelemek üzere hem Bayramiç hem de Ayvacık’ta görüşmeler yaptık. Ayvacık’ta yetiştiricilerin kendi çevrili arazilerinde 5 dekara 1 hayvan şeklinde bir oranla yaz-kış tamamen özgür olarak büyüyen büyükbaş hayvanlar hakkında bilgi edindik. Yılda en fazla üç kez, hasta olursa veteriner kontrolünde ilaç alabilen bu hayvanlardan daha doğal et bulunabileceğini sanmıyoruz.

Ferit ve Gudrun'un bahçesi, Hacıaslanlar Köyü, Edremit
Ferit ve Gudrun'un camambert'i, Hacıaslanlar Köyü, Edremit

Buradaki zamanımız dolduğunda ise Edremit’e gittik. Bu sefer hedefimizde bir dedektif gibi iz sürerek bulduğumuz artizan peynircimiz vardı. Bugüne kadar gidip gördüğümüz yerlerin aksine, 30 yaşlarındaki karı koca ve ortağının hiçbir kimyasal gübre ya da ilaç sokmadığı zeytinliğinde kendilerine yetecek kadar sebze ve meyve de yetiştirdikleri gibi koyun da besliyorlardı. Bu idealist genç aile, kendi besledikleri yaklaşık 40 koyundan sağdıkları sütle Türkiye’de camambert ve kokulu yonca, haşhaş, karabiber gibi çeşitli ot ve baharatlarla aromalandırılmış taze peynirler yapıyorlar. Bize evlerini açıp, yemeğini ve odalarını paylaşan bu harika gençler, daha önceki gezilerimizdeki tüm pesimistliği üzerimizden atmaya yetti. Umarız daha birçokları bu yolu izler. Soğuk zincir lojistiği ve peynirlerin son derece kısa süreler saklanabilmesi sebebiyle ilk aşamada yer veremeyeceğimiz bu peynirlerle ilgili talebiniz olursa bizimle yazışabilirsiniz.

Halil Ayar'ın su değirmeni
Halil Ayar'ın su değirmeni

Son olarak Balıkesir- Bursa bölgesinde su değirmeni işleten bir değirmenciyi ziyaret ettik. Halil Bey, ailesinden kalan eski bir değirmeni onarıp diğer mirasçılardan kiralayarak bu işe başlamış. Daha sonra sorup soruşturup araştırarak iki tane değirmen daha eklemiş. Bu süreç içerisinde tanıştığı gıda ile ilgili çeşitli makale ve kitapları da olan bir yazarın da önerisi ile sözleşmeli ekim yapan bir ağ kurmuş. Önce bir çiftçi ile başlayan ağda bugün 17 köylü bize anlattığına göre ilaç ve kimyasal gübre kullanmadan yerli tohumlarla sözleşmeli olarak nohut, buğday, çavdar ve mısır ekiyor. Sitemizde su değirmeninde üretilmiş bu unları ve onun yerli küçük lezzetli nohutlarını da bulabileceksiniz.

Yazacak şey çok. Ama sizlerinde zamanını fazla çalmadan yavaş yavaş üreticilerimizin detaylarını da anlatacak, sitemizde bu yeni ürünlere yer vereceğiz.

Dostlukla.