May 2, 2015

Su değirmenleri ve gelenek (Bülten 19)

Categories:
Halil Ayar su değirmeni, değirmen taşı

Evvelki hafta yaptığımız Güney Marmara gezimizde bir su değirmeni ziyaretimiz olmuştu. Biraz buradaki izlenimlerimizden biraz da tarihten bahsedelim. Aslında inanılmaz bir tarih, kültür barındıran son derece verimli bu topraklar üzerinde yaşadığımız için çok şanslıyız.

İnsanoğlu bundan yaklaşık 3,5 milyon yıl önce ilk kez alet yaparak beslenmeye başladı. Bu 3,5 milyon yılın yüzde 99,6’sında yani bundan yaklaşık 14-15,000 yıl öncesine kadar karnını avcılık ve toplayıcılıkla doyurdu. Şimdi Göbeklitepe ve Çayönü kazılarından biliyoruz ki, dünyada ilk yerleşik tarım ve çiftçiliğe geçiş bu tarihlerde Güneydoğu Anadolu’da buğdayı evcilleştirerek başladı. Bu o kadar önemli bir dönüm noktası oldu ki, tüm insanlık tarihini geri dönülmez bir biçimde değiştirmiştir desek yanlış olmaz. Eskiden günü gününe yaşayan, sadece tüketeceği kadarını edinen insan, ekonominin temeli olan biriktirme ve servet yapmaya da tarım ile başlamış.

Ardından verimlilik kavramı hayatımıza girmiş. Önceleri hayvan daha sonra su ve rüzgar gücüne dayanarak taş silindirlerin arasında öğüttüğümüz bu toprakların buğdayını terk edip daha verimli olduğu için kimyasal ilaç ve girdiler yardımıyla her yıl ziraatden yeniden aldığımız buğdayı ekmeye başlamışız. Üstelik de modern aletlerle bunların özünü de ayırıp saklaması satması daha kolay hale getirip insan sağlığına hiçbir faydası olmayan bir şekle sokmuşuz. Oysa, binlerce yıldır sadece bu topraklarda değil, dünyanın her yerine yayılarak toplumları besleyen bu toprakların ürünü artık tanınmaz olmuş.

Birkaç bülten öncesinde buğdayın üç kısımdan oluştuğunu ve yararlı besin ve mineralleri barındıran ruşeym ve kepeğin beyaz unda neredeyse hiç bulunmadığından bahsetmiş, tam buğday ununun farkına kısaca değinmiştik. Bu hafta bu konuda detaylı bir yazı kaleme alarak rafine un, taş değirmen unu gibi konuları da kapsayacak şekilde sitemizde yayınladık, bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

Yaptığımız keşif gezilerinde olumsuz birçok şeyi dinler ya da gözlemlerken son yıllarda başlayan bir bilinçlenme ile bazı şeylerin pozitif yönde değişmeye başladığını da gördük ve mutlu olduk. Bunlardan biri de Balıkesir-Bursa bölgesinde üç su değirmenini işleten Halil Bey.

Halil Bey’in ilk değirmeni Balıkesir’de, kendi ailesinden kalma. Elektrik ve telefon bulunmayan bu değirmeni çalıştırarak işe 2009 yılında başlayan Halil Bey, en son geçen yıl Bursa’da işlettiği su değirmenini almış. Yaptığı incelemeye göre 1863 yılına tarihlenen bu değirmende sözleşmeli olarak ekim yaptırdığı 17 çiftçiden aldığı ve kendi beyanına göre kimyasal gübre ve zirai ilaç kullanılmadan yetiştirilen dört çeşit yerel buğdayı işliyor. Biz her ne kadar bu sözleşmeli çiftçileri ziyaret edemedi isek de, bu konuyu daha sonra programa alacağız. Su değirmeninde çekilmiş tam buğday ununu bu bağlantıdan isterseniz satın alabilir, hem un hem de üreticimiz hakkında daha fazla bilgi edinebilirsiniz.

Dostluk ve sevgiyle.

Buğday ve un

Categories: Tags:
Su değirmeni tam buğday unu, Halil Ayar

Tarihte buğday

İnsanoğlu bundan yaklaşık 3,5 milyon yıl önce ilk kez alet yaparak beslenmeye başladı. Bu 3,5 milyon yılın yüzde 99,6’sında yani bundan yaklaşık 14-15.000 yıl öncesine kadar karnını avcılık ve toplayıcılıkla doyurdu. Şimdi Göbeklitepe ve Çayönü kazılarından biliyoruz ki, dünyada ilk yerleşik tarım ve çiftçiliğe geçiş bu tarihlerde Güneydoğu Anadolu’da buğdayı evcilleştirerek başladı. Bu o kadar önemli bir dönüm noktasıdır ki, tüm insanlık tarihini geri dönülmez bir biçimde değiştirmiştir desek yanlış olmaz. Eskiden günü gününe yaşayan, sadece tüketeceği kadarını edinen insan ekonominin temeli olan biriktirme ve servet yapmaya da tarım ile başlamıştır.

Buğday ve sağlık

Karbonhidrat yönünden zengin buğday, üç kısımdan oluşur: kabuk, embriyon ve endosperm.

  • Endosperm: Buğdayın %80’ini oluşturan endosperm ağırlıklı olarak nişastadır, ama %10-12 oranında da gliadin ve glutenin adlı proteinleri barındırır. Gluten yapışkan özelliği ile özellikle ekmekçilikte önemli yer tutar, mayalanma esnasında oluşan karbondioksiti tutarak yumuşak ve kabarık yapıyı oluşturur.
  • Kepek: Tahılın %7-12sini oluşturur. Posa ve B grubu vitaminler (tiamin niasin, riboflavin, pantotenik asit) ve fitokimyasalları barındırır.
  • Embriyon (Ruşeym): Tanenin %2-4’ünü oluşturan bu kısım vitaminlerin yanında protein, ve Omega 3 ve omega 6 yağ gibi asitleri barındırır.

Buğday tanesinde bulunan yağ, zaman içerisinde acıma yapar. Bu sebeple un üreticileri yağın kaynağı olan embriyonu (ruşeym) ve unu yoğurmayı zorlaştıran, ağıza gelen kepek kısmını ayrıştırırlar.

Buğday unlarının besin değerlerine gelince:

Besin değeri (100g)
Enerji (kcal)
Posa (g)
Demir (mg)
Magnezyum (mg)
Fosfor (mg)
Potasyum (mg)
Çinko (mg)
Tiamin (mg)
Riboflavin (mg)
Niasin (mg)
B6 vitimini (mg)
Folik asit (ug)
E vitamini (mg)

Tam buğday unu
332
13,1
3,71
117
323
394
2,96
0,297
0,188
5,35
0,191
28
0,53

Beyaz buğday unu
364
2,7
1,2
22
108
107
0,7
0,12
0,04
1,25
0,044
26
0,06

National Agricultural Library, ndb.nal.usda.gov

Sağlık açısından lifli yiyeceklerin önemi artık herkes tarafından bilinmektedir. Farklı tam tahılların posa içerikleri şu şekildedir.

Tahıl türü (100 g)
Buğday
Yulaf
Çavdar
Mısır
Kahverengi pirinç
Rafine buğday
Beyaz pirinç

Posa miktarı (g)
13,1
10,0
15,1
7,3
3,5
2,0
2,7

Whole Grains Council, www.wholegrainscouncil.org

Tahıllarla, özellikle de buğday ve ekmekle ilgili çok sayıda akıl karıştırıcı bilgi de mevcuttur. Ancak yapılan araştırmalara göre tam tahıl ya da tam tahıllı ekmeğin sağlık açısından negatif etkilerinden çok pozitif etkileri saptanmıştır. Buna göre tam tahılların,

  • Kardiyovasküler (kalp hastalıkları) hastalık riskini %25-36 (American Journal of Clinical Nutrition, Ekim 2010, Critical Reviews in Food Science and Nutrition, 30 Temmuz 2014)
  • Tip-2 diyabet riskini %21-27
  • GIS (sindirim sistemi) kanserleri riskini %21-43 (Journal of the National Cancer Institute, 7/12/2013)
  • Obezite riskini ise %47

oranlarında azalttığını gösteren tıbbi çalışmalar mevcuttur. Tam tahılları tüketmenin faydaları ile ilgili çok sayıda çalışmaya Whole Grains Council’ın sitesinden erişebilirsiniz.

American Journal of Clinical Nutrition’da 2003 yılınca çıkan bir başka makaleye göre tam tahılları tüketmek bağırsak geçiş zamanını, kolon basıncını azalttır, gaita (dışkı) hacmini arttırırarak bağırsak tembelliğini azaltır ve kabızlığa iyi gelir. Aynı zamanda kolonda yararlı bakterilerin sayısını arttırır.

Rafinasyon ve Öğütme

Beyaz unun renginin ağartılması ve raf ömrünün arttırılması için sadece reşeym ve kepek ayrılmakla kalmaz. Bunun yanında ağartıcı kimyasallarla rengi açılır, aynı zamanda da daha ince öğütülmesi sağlanır. Piyasada satılan ya da ekmeklerde kullanılan kepekli unlar ise rafine edilmiş beyaz unlara sonradan kepek katılarak yapılmaktadır. Bu şekilde rafine edilen beyaz unlar belirgin bir aromaya sahip değilken, tam buğday unu çoğunlukla fındıksı bir lezzete sahiptir.

Modern tesislerde işlenen un, makinelerin hızlı çalışması sebebiyle buğdayı fazla ısıtır ve içeriğin bir kısmının yanmasına sebep olur. Ayrıca bu tip tesislerde çekilen un çok daha ince olurken geleneksel yöntemlerle su değirmeni ya da devri düşürülmüş diğer taş değirmenlerde çekilenler daha kaba, iri taneli olur. Bu sebeple de geleneksel bir tam buğday unu daha geç kana karışır.

Saklama koşulları

İçinde ağartıcı kimyasallar kullanılmayan geleneksel yöntemlerle çekilmiş tam tahıl unlarını böcekler de çok sever. Bu sebeple serin ve karanlık ortamda saklanması daha doğrudur. Eğer elinizdeki tam buğday unu böceklenirse, eleyip, eleğin üzerinde kalan kısmını atarak ununuzu hala kullanabilirsiniz.