Yaptığımız araştırmalarda bal internette en az güvenilen ya da başka bir deyişle en güvenilmeyen ürün olarak çıktı. Çok yanlış da değil aslında, çünkü ben bile değil internetten, son dönemde AVM’lerde ve bazı semtlerde açılan balcılara dahi güvensizlik duyuyorum. Onun için öncelikle bal konusunda yoğunlaşmaya karar verdim. Bu amaçla da yola çıkış noktam yıllardır güvenerek tükettiğim balı incelemek oldu. Bu sırada üreticisi ile yerinde görüşme imkanı da buldum ve uzun uzun sohbet ettik. Benim önerdiğim ürünler arasında bu balı bulabilirsiniz.

Sahte bal
sahte-bal-526535599967400279

Sahte Bal (Yapay Bal) (!)

Öncelikle burada baldaki sorunları anlatmak istiyorum. Aslında biraz glikoz şurubu ve çeşitli tatlandırıcılarla bala benzer birşey yapmak son derece kolay. Malumunuz, özellikle televizyonlardan telefonla satış yapan bazı girişimciler de bunu yaptılar. Çok sevdiğim bir komşumun yanında çalışan yardımcısı bize çarçabuk bir yapma bal yaptı ve tadını gerçeğinden bakarak, yiyerek anlamak o kadar da mümkün değildi. Diğer yandan halk arasında söylenen bazı testler de mevcut. Mesela balı çakmakla yakmaya çalışma, eğer yanıyorsa şekerdir yanmıyorsa baldır ya da suyun içinde erime süresine bakıp su katkılı bal olup olmadığını anlama gibi. Ancak bunlardan hiçbiri yeterince bilimsel değil ve açıkçası beni de pek tatmin etmiyor. Bal üreticileri de gerçek balı anlamanın yolunun sadece laboratuvar testi olduğunu söylüyorlar. Kaldı ki arının elinin değmediği bal(!) ile gerçek balı anlamak daha kolayken şekerle beslenmiş arının yaptığı balla diğerlerini ayırt etmek çok daha kapsamlı çalışma ve pahalı testleri gerektiriyor.

Bal üretimindeki diğer sorunlar ya da bal alırken dikkat edilmesi gereken konular ise şunlar:

Hemşin, Rize (Itır)
Balmumundan basılmış petek
Karakovan balı

Petekler ve karakovan:

Doğal ortamda arılar peteklerini kendileri yaparlar ve kovanı oluşturup balla doldururlar. Ancak bu zaman ve arının enerjisini alır, bal üretimini azaltır çünkü arılar enerjilerini bu iş için harcarlar. Diğer yandan çiceklerden nektar akışı belli bir dönemle sınırlıdır ve o süre içerisinde yeterince bal olmazsa arıcının ekmek parası beklentisi bir sonraki yıla kalır. Bu sebeple temel petek denilen petekler fenni kovanlara yerleştirilerek arıya yardımcı olunur. İşin püf noktası da bu peteklerin malzemesinden gelmektedir.

Organik arıcılıkta petekler bir önceki yılın sır mumundan (peteklerin üzerinde arının yaptığı sır mumu) ve bazen peteklerin kendisinden yapılmaktadır. Bunun için toplanan mumlar ya bir petek üreticisine verilir ya da arıcı eğer petek basma makinesi (tost makinesine benzer bir alet ama herkeste yok) varsa kendi basar. Petek yapımı ise bu mumların ayıklanıp, eritilmesini, temizlenmesini ve basılmasını gerektirir. Genellikle de bu işle uğraşmak istemeyen arıcılar kendi mumlarını üreticiye verip yerine onlardan hazırını alırlar ya da fason olarak yapmayı kabul eden bir yer varsa kendi mumlarını bastırırlar. Balmumu bu şekilde toplanıp yeniden peteğe dönüştürülebildiği gibi parafinden de petek üretilmektedir ve hazır petekler organik ya da parafinli olabilmektedir. Parafinli peteklerde üretilen bal ise organik sınıfına girmez.

Karakovan balı ise genellikle arıcının yaptığı silindir şeklindeki (şart değil) içi karanlık ağaç kovanların içine arıyı bir parça balmumu ile boş çerçevelerle bıraktıkları arının içine kendi peteklerini ördüğü dışarıdan müdahalenin en az düzeyde olduğu tip kovanlardır. Bunlar yüksek yerlere, ağaç üzerlerine asılır ve o şekilde toplanana kadar bırakılır. Bu tip arıcılıkta hile vb en zor olsa da imkansız değildir, arıcı isterse kovanın içine şekerli su bırakabilir.  Diğer yandan karakovan petekleri çok ince olduklarından sağılması zordur ve petekli olarak satılır. Renkleri ise koyu olabileceği gibi açık renk de olabilir. Petekler de mutlaka dairesel olması gerekmez, kare ya da diktörtgen de olabilir.

Hazırlanıp ağaçlara çekilmesi oldukça zahmetli olan ve iş gücü gerektiren bu üretim yöntemi son zamanlarda gittikçe azalmaktadır. Doğu Karadeniz’de konuştuğumuz neredeyse hemen tüm arıcılar artık eskisi gibi kendilerine yardım edecek işgücü bulamadıklarını, gençlerin bu işleri yapmak istemediklerini zaten iklim değişiklikleri sebebiyle kovan başına bal miktarınıın azaldığını bunun sonucunda daha fazla kovana bakma ve daha fazla işgücüne ihtiyaç duyulduğundan bahsettiler. Bu sebeple bir çok arıcı karakovanlarını sadece kendilerine ve yakın dost ve müşterilerine saklamayı tercih ediyorlar.

Arı besleme
Kovan besleme

Arının beslenmesi ve şeker konusu:

Arının kışı geçirebilmesi ama daha da önemlisi ilkbaharda uyandığında nektar toplamaya başlayabilmesi için beslenmesi gerekiyor. Bu da ya doğal ya da arıya yardımcı olarak olabiliyor. Doğal yol arının bir önceki sene ürettiği balı kullanarak beslenmesi ki organik arıcılıkta bu şart. Bazı ülkelerde organik arıcılıkta sadece ilkbaharda nektar akışı başlamadan önce şekerle sınırlı beslenmeye izin verilirken ülkemizde organik arıcılıkta şekerle beslenmeye izin verilmiyor. Bu sebeple iyi denetlenmiş organik ballar şekerle beslenme konusunda bir güvence olabilir. Ancak şekerle beslenme bilinçli bir şekilde arıcılık yapılan ellerde nektar gelmeden 15 gün önce kesilirse, çok da çekinilecek bir konu olmayabilir. Kaldı ki benim yaptığım gözlemlerde organik üreticilerin dışında ilkbahar beslenmesinde şeker vermeyen nerede ise yok.

ape-varroa
varroa

Zararlı ve hastalık mücadelesi:

Varroa: Bir diğer sorun ise arının baş belası Varroa adı verilen bitler. Bu bitler arının kanadını zedeliyor ya da larvaları öldürüyor, kısırlığa yol açabiliyor. Mücadelesi de kimyasal olabildiği gibi organik balcıların yaptığı şekilde fiziksel ve yarı kimyasal savaş. Yarı kimyasal derken karıncaların salgılarında bulunan doğal bir asit olan formik asidin kullanılması, kekik yağı, kenevir yakılması gibi yöntemler. Ancak naftalin ya da diğer kimyasal ilaçlar arıya zarar vermese de peteklerde kalıntı bırakabiliyor.

Bunun yanında Avrupa yavru çürüğü, Amerikan yavru çürüğü gibi bazı çok bulaşıcı bakteriyel hastalıklar da mevcut. Konvansiyonel arıcılıkta antibiyotik ile tedavi edilen bu son derece bulaşıcı hastalık ortaya çıktığında organik arıcılar diğer kolonilerin etkilenmemesi için mecburen kovanı yakıyorlar.

Aslında tecrübeli arıcılara göre hastalık ve zararlılarla mücadelenin en iyi yolu arıyı güçlü tutmaktan geçiyor. Bu da arının kışın ve ilkbahar başında balsız bırakılmaması şekerden ziyade bal ile beslenmesini gerektiriyor. Ortamın ısısını da en uygun olacak şekilde tutmak arı sağlığında önem taşıyor.