Mandalina Marmeladı, Lokmacı Ana

Zaman zaman tekrar düşünürüm, beni bu işi yapmaya iten neydi? Lezzet tutkusunun yanında çocukluğumda yediğim şeylere duyduğum özlem ve onları bulduğumda da çevremdekilerle paylaşma isteği…

Mandalina reçelinin önemi bu yolculukta büyük. Çocukluğumdan beri aşırı tatlı meraklısı olmadım. Zaten görenler, önceden tanıyanlar bilirler, iş hayatına ilk girdiğim sıralarda bile zayıflıktan kurtulmak için süte karıştırılıp kilo aldıran garip karışımlar yiyordum. Buna karşın Ankara’ya amcamlara gittiğimde tren yolculuğunun ve karın dışında en çok sevdiğim şey, sabah kahvaltısındaki yediğim o ekşi-tatlı tadı, sarı-portakal rengi ve burnumdan hiç gitmeyen kokusu ile mandalina marmelatı olmuştur. Yengem bunu çok güzel yapardı ve başka hiçbir yerde de yememiştim.

Ailemden ayrılıp yalnız yaşamaya başladığımda bu tadı aramaya hep devam ettim. Sonra tesadüfen Bodrum’da bulup alınca yıllar geriye döndü ve kendimi yine o çocukluğumdaki kahvaltı sofrasında buldum. Tabii, kısa zamanda kavanoz boşaldı ve İstanbul’da benzerini bulma arayışı başladı. Ama nafile! Ne kadar aradı isem ve daha fazla para ödemeyi de göze alsam İstanbul’da bulduklarım bana aynı hisleri yaşatmadı.

İşte bu aşktır ki beni bu lezzetleri bulup sizlerle paylaşmaya itti.

Bana katılır mısınız bilmem ama denemek isterseniz bu marmelata bağlantıyı tıklayarak ulaşabilirsiniz. Biraz daha tatlı birşeyler arıyorsanız mandalina reçeline de bir şans verebilirsiniz.

Dostluk ve sevgiyle.