Yusuf Coşkun'un kovanları, Kantarlı, Hemşin

Aylar önce bu projeye başlarken size internette satın almaktan en çok çekineceğiniz şeyi sormuştum. Gelen yanıtların çoğu bal, tereyağ ve sucuktu. Sucuk’ta beni ve dostlarımı tatmin edecek sonuca henüz ulaşamadım ama bulduğum bal ve tereyağlarından çok memnunum. Bu hafta biraz ballardan bahsedeceğim.

Yıllarca evimize birçok yöreden gelen balları aldık denedik, Doğu Anadolu’dan, Karadeniz’den Ege ve Akdeniz’e kadar. Benim test yöntemim ise gayet basitti, bal evde ne kadar zamanda tükeniyor, misaifler ne diyor? Kavanozlardan bazıları aylarca sürünürken bazıları hemen bitiyordu. Çabuk bitenlerin tamamı ise Kaçkar ve Doğu Karadeniz yöresinden gelmişti. O günden beri evimize hep aynı balı aldık.

Çıkış noktamız da bu oldu. Balın üreticisini bulup Hemşin’de arıcılığı bizzat yapan kişi ile tanışıp kovanlarını görmek üzere Mayıs ayında yollara düştük. Bana bölgede rehberlik eden çok sevdiğim bir arkadaşımın Vakfıkebir’li kuzeni oldu.

Bal için ilk hedefimiz Kantarlı Köyü idi. Hemşin’i geçip dereyi takip ederek organik arıcılık ve çay için ayrılan bölgeye girdik. Burada hiçbir sanayi olmadığı gibi otoyol vb de yoktu. Bizi karşılayan Yusuf Bey, o bayıldığımız balların çıktığı kovanların sahibi. Bölgede organik arıcılığa ilk o başlamış. Uzun uzun baldan bahsettik, karakovanın artık neredeyse tamamen yok olduğundan ve değişen iklim şartlarının yöreye etkisinden. Yusuf Bey arıcılığını fenni kovan yapıyor, yani bir temel petek ile başlıyor. Ancak organik üretimde bu fenni petek fabrikadan alınmıyor. Arıcı, bir önceki yılın peteklerini sağdıktan sonra balmumunu temizleyip ya kendisi ya da bu işi yapan birliklerde petek olarak yeniden bastırıyor. Dolayısiyle kullandığı temel petek tamamen doğal. Kovanın gerisini ise arı kendi örüyor.

Sokaktan aldığımız balda balın gerçek olup olmadığı son yıllarda en önemli konu. Ama aslında bal konusunda başka şeyler de var. Antibiyotik kullanılıyor mu, arıcılığın en büyük düşmanı olan Varroa ile nasıl savaşılıyor vb. Yaptığımız ziyaret sırasında Yusuf Bey’in bu işi hakkı ile yaptığına ikna olduk. Öncelikle en önemli konu arıyı güçlü tutmak. Bunun için de nektar olmayan dönemde onları kendi balı ile besliyor. Varroa ile kekik yağı, formik asit (karıncaların ürettiği doğal bir asit) ve bazı otları yakarak mücadele ediyor.

Yusuf Bey’in bizdeki balları ormangülü adıyla geçiyor. Ormangülü kendi içinde birçok alt türü olan geniş bir aile ve Karadeniz’de çok yaygın, özellikle de bu bölgede. Bazı kaynaklarda ormangülünün deli bal yaptığı söylense de hem Yusuf Bey’le hem de Çamlıhemşin ve Macahel’de yaptığım tüm araştırmalarımda ormangülü giren bir balın mutlaka deli bal olmadığını hatta çok nadiren bunun olabildiğini öğrendim. Onlarca yıldır deli bal görmediklerini söyleyen bu arıcılar deli balın sıcak ve içinde de arı sütü karışmış, belli bir tür ormangülü poleni içeren ballar olduğunu anlattılar.

Yusuf Bey ve balları ile ilgili daha detaylı açıklamalara bu bağlantıdan Ziyaretlerimiz altında bulabilirsiniz. Yusuf Bey’in ballarına da buraya tıklayarak erişebilirsiniz.

Dostluk ve sevgiyle.