Halil Ayar su değirmeni, değirmen taşı

Evvelki hafta yaptığımız Güney Marmara gezimizde bir su değirmeni ziyaretimiz olmuştu. Biraz buradaki izlenimlerimizden biraz da tarihten bahsedelim. Aslında inanılmaz bir tarih, kültür barındıran son derece verimli bu topraklar üzerinde yaşadığımız için çok şanslıyız.

İnsanoğlu bundan yaklaşık 3,5 milyon yıl önce ilk kez alet yaparak beslenmeye başladı. Bu 3,5 milyon yılın yüzde 99,6’sında yani bundan yaklaşık 14-15,000 yıl öncesine kadar karnını avcılık ve toplayıcılıkla doyurdu. Şimdi Göbeklitepe ve Çayönü kazılarından biliyoruz ki, dünyada ilk yerleşik tarım ve çiftçiliğe geçiş bu tarihlerde Güneydoğu Anadolu’da buğdayı evcilleştirerek başladı. Bu o kadar önemli bir dönüm noktası oldu ki, tüm insanlık tarihini geri dönülmez bir biçimde değiştirmiştir desek yanlış olmaz. Eskiden günü gününe yaşayan, sadece tüketeceği kadarını edinen insan, ekonominin temeli olan biriktirme ve servet yapmaya da tarım ile başlamış.

Ardından verimlilik kavramı hayatımıza girmiş. Önceleri hayvan daha sonra su ve rüzgar gücüne dayanarak taş silindirlerin arasında öğüttüğümüz bu toprakların buğdayını terk edip daha verimli olduğu için kimyasal ilaç ve girdiler yardımıyla her yıl ziraatden yeniden aldığımız buğdayı ekmeye başlamışız. Üstelik de modern aletlerle bunların özünü de ayırıp saklaması satması daha kolay hale getirip insan sağlığına hiçbir faydası olmayan bir şekle sokmuşuz. Oysa, binlerce yıldır sadece bu topraklarda değil, dünyanın her yerine yayılarak toplumları besleyen bu toprakların ürünü artık tanınmaz olmuş.

Birkaç bülten öncesinde buğdayın üç kısımdan oluştuğunu ve yararlı besin ve mineralleri barındıran ruşeym ve kepeğin beyaz unda neredeyse hiç bulunmadığından bahsetmiş, tam buğday ununun farkına kısaca değinmiştik. Bu hafta bu konuda detaylı bir yazı kaleme alarak rafine un, taş değirmen unu gibi konuları da kapsayacak şekilde sitemizde yayınladık, bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

Yaptığımız keşif gezilerinde olumsuz birçok şeyi dinler ya da gözlemlerken son yıllarda başlayan bir bilinçlenme ile bazı şeylerin pozitif yönde değişmeye başladığını da gördük ve mutlu olduk. Bunlardan biri de Balıkesir-Bursa bölgesinde üç su değirmenini işleten Halil Bey.

Halil Bey’in ilk değirmeni Balıkesir’de, kendi ailesinden kalma. Elektrik ve telefon bulunmayan bu değirmeni çalıştırarak işe 2009 yılında başlayan Halil Bey, en son geçen yıl Bursa’da işlettiği su değirmenini almış. Yaptığı incelemeye göre 1863 yılına tarihlenen bu değirmende sözleşmeli olarak ekim yaptırdığı 17 çiftçiden aldığı ve kendi beyanına göre kimyasal gübre ve zirai ilaç kullanılmadan yetiştirilen dört çeşit yerel buğdayı işliyor. Biz her ne kadar bu sözleşmeli çiftçileri ziyaret edemedi isek de, bu konuyu daha sonra programa alacağız. Su değirmeninde çekilmiş tam buğday ununu bu bağlantıdan isterseniz satın alabilir, hem un hem de üreticimiz hakkında daha fazla bilgi edinebilirsiniz.

Dostluk ve sevgiyle.