Arıcı Yaşar Şaşmaz
Arıcı Eren Şaşmaz

Yaşar Şaşmaz, iki oğluyla beraber 1989 yılından beri Datça’nın Yaka Köyü’nde 700 kadar kovanla arıcılık yapıyor, Datça balı hasad ediyor ve badem yetiştiriyor. Oğullarından biri dükkan ve tanıtım satış faaliyetlerini yürütürken diğer çocukları bal üretimi ve badem konusunda çalışıyorlar. İki yıl önce de bir marka satın almışlar ve şimdi kendi tanıtımlarını yapıyorlar.

Mart ayında badem çiçeklerinin açması ile beraber sezona başlıyorlar. Badem dönemi ise balcılıktan çok, ağaçların döllenmesi için önemli. Bu dönemde hava güzelse sağlıklı kovanlardan 100-200 kadarı Mayıs ayında kekik için bırakılıyor. Ancak diğerleri, özellikle güçsüz kalmış kovanlar gezginci arıcılıkta kullanılıyor. 2014 yılında bu amaçla Bolu’dalarmış, daha önce de Muş, Ankara ve Haymana’da gezginci arıcılık yapmışlar. Ayrıca kışın piren (funda çiçeği) balı da yapıyorlar. Arının gelişiminde son derece faydalı olan piren (funda çiçeği) poleni, sonbahardan kovanlarda sağılmadan bırakılan çam balı ile karışır ve arıları beslerken güzel aromalı farklı bir bal ortaya çıkar. Yaptıkları arıcılık konusundaki daha detaylı notlarımızı sayfanın yukarısındaki Ziyaretlerimiz sekmesinde bulabilirsiniz.

Datça Yaka Köyü bal hasadı
Süzülmeyi bekleyen petekler
Yaka Köyü bademlikler, Datça

Datça’da üç tür badem var. Sıra, Ak ve Nurlu badem. Bunlardan nurlu badem en büyük olanı ve en değerlisi. Daha çok taze olarak tüketiliyor. Şaşmaz ailesi esas olarak 100 dönüm bir arazide ak badem yetiştiriyor. Konvansiyonel tarım yapıyorlar. Buna karşın, yörede zeytin ve bademde iklim sebebiyle ve yaygun arıcılık olduğundan kimyasal ilaçlama yapılmıyor, ancak yapay gübre kullanılıyor. Çünkü hayvancılık artık kalmamış ve onun için de hayvan gübresi yok. Mart’ta bir kısım bademi ağaçları rahatlatmak için çağla olarak topluyorlar. Kalanları Temmuz’da kabuklandıktan sonra yere bez serilerek ağaçtan düşürüyorlar. Toplanan bademler makine ile soyuluyor ve güneşte 3 gün kurutuluyor. Saklaması çok önemli, nemlenmemesi lazım. Bademi ayrıca krokan ile kaplayıp enfes çıtır çıtır bir lezzet de yaratmışlar. Ayrıca şeker kullanmadan yaptıkları harnuplu (keçiboynuzu) badem helvaları da var ki mutlaka denenmesi lazım.

En beğendiğimiz, gezgin arıcılıkta kullanılmayan kovanlarından alınan ballarına ve enfes badem lezzetlerine sitemizde de yer verdik. Ayrıca bal hasadı ile ilgili anılarımızı ayrı bir yazıda sizlerle paylaşmayı planlıyoruz.

26 Eylül 2014

Datça ziyaretimizi 26 Eylül 2014’de tam bal hasadına denk gelen bir zamanda yaptık. İlçeye gelince mağazalarını bulduk. Arıcılıktan geçimini sağlayan ailenin allerji sebebiyle sağım ve üretiminde uzak duran oğulları, Eren Bey, 7 yıl Halkbank’ta çalışmış. Ama aile işlerinden daha fazla uzak kalamayınca ona dükkanı yönetmek, satış ve pazarlama işi kalmış.

Tanışma esnasında karşılıklı bankacılık geçmişimizi keşfedince sanırım daha bir yakınlık doğru. Zaten Eren Bey de son derece açık ve samimi bir insan. Önce uzun uzun dükkanda görüştük, bize nasıl çalıştıklarını anlattı. Sonra da bizi kırmayıp, arı sokmasına karşı allerjisi olduğu halde dükkanı bir arkadaşına devir ederek bizleri Datça balı hasadına götürdü. Bu bizim için de ilk hasat deneyimi olacaktı.

Yazkam ovası bal kovanları, Datça
Bal hasadı, Datça
Petek süzme makinesi

Kovanlar Yazkam Ovası’nda yoldan bir hayli içeride. 500 kovan yaklaşık 4 günde sağılıyor. Arıları kovanlardan çıkarmak için tezek ve çam kozalağı yakıyorlar. Sonra petekler sağım odasına alınıp burada sırları temizlenip krom santrifüj makinelerinde balından ayrılıyor.

Şaşmazlar temel petek olarak bu sağdıları ve kenara ayırdıkları petekleri kullanıyorlar. Bunları kesip eriterek özel bir alet yardımıyla kullanacakları petekleri basıyorlar.

Varroa’ya gelince bu diğer tüm arıcılar gibi onların da en önemli derdi. Hem hastalıklar için hem de bu zararlıya karşı en önemli silahları arının direnci, kovanın sağlam olması ve nem tutmaması, arının da içeride sıkışmaması. Zaten yetişmiş kovanlarda varroa’nın barınamadığını söylüyor. Mücadelede ise bu iş için satılan jel ilaçları kullanıyorlar.

Bir başka konu ise yavru çürüğü. Ama bu hastalık pek olmazmış. Olduğunda ise kovanı yakarak imha etmekten başka bir çözüm yok diyorlar.

Arıların direnci için kışlatma önemli. Bu sene daha dar, 3 çıtalık kovanlar yapıp arıları o şekilde saklayacaklar ve nemden koruyacaklar. Zaten arılar badem çiçeği zamanına kadar kendilerini idare ediyorlarmış. Ancak bu süreçte kovanın tepesine yapıştırılan arı kekini kullanıyorlar. Kovanın tepesine yapıştırılan bu keki arı acıktıkça kemirir, çünkü kovanın içinde duran bal kışın sertleşir ve arı yiyemez. Kek yapımında 500 g çam balı, 250 g polen ve 250 g öğütülmüş şeker kullanılıyor.

Kışlatma haricinde polen akışını ise hep kontrol ediyorlar. Sürekli şuruplama veya bal mevsiminde şuruplama yapmıyorlar. Zaten kovan içi şuruplamanın aslında intihar demek olduğunu çünkü arıların bunun sonucunda tembelleşip yağmacılığa başladıklarını söylüyorlar.

Yılda iki kez sağım yapıyorlar. 1. kesim Haziran sonu ve sonrasında da temmuzda kekik. 2. kesimde ise çam, diken ve kekik balı hasadı yapılıyor. Eylül’de hasadı yapılan gezgin arıların çam balında ise %20 çiçek balı vardır.

Bu ziyaretimizde çektiğimiz diğer fotoğraf ve hasatla ilgili anılarımızı ayrı bir yazıda sizlerle paylaşmayı planlıyoruz.

Yorum yap